Bir trafik kazasına ilk ulaşan kişi olduğunuzu düşünün. Yapılacak ilk hareket, doğrudan yaralıya koşmak değil, olay yerini birkaç saniyeliğine değerlendirmektir. Bu kısa değerlendirme, hem sizin hem de kazazedenin güvenliğini belirler; yanlış bir yaklaşım, ilk yardımcıyı da ikinci bir kazazede haline getirebilir.
Trafik kazalarında öncelikle araç sağ şeride veya yol kenarına çekilir, dörtlü flaşörler yakılır. Kaza noktasının önü ve arkası, sürücüleri yeterince önceden uyarabilmek için en az 150 metre öteden görülebilecek şekilde üçgen reflektörlerle işaretlenmelidir; şehirlerarası yollarda görüş mesafesinin uzun olması nedeniyle bu mesafe artırılabilir, viraj veya tepe gibi görüşü kısıtlayan noktalarda ise reflektör görüşün başladığı yere yakın konumlandırılmalıdır. Kazaya karışan aracın kontak anahtarı kapatılır, el freni çekilir; araç LPG'li ise bagajdaki tüpün vanası kapatılır. Yangın ve patlama riskine karşı sigara içilmemeli, kıvılcım oluşturabilecek ışıklandırma ya da çağrı cihazları kullanılmamalıdır.
Gaz sızıntısı şüphesi varsa ortam derhal havalandırılmalı, ışık düğmeleri veya çakmak gibi kıvılcım kaynaklarından kaçınılmalıdır. Suda boğulma vakalarında ise kurtarıcının kesinlikle suya atlamaması, mümkünse bir ip, can simidi ya da uzatılabilecek bir cisimle yardım etmesi gerekir; eğitimsiz bir kurtarma girişimi çoğu zaman iki kazazedeyle sonuçlanır.
Olay yeri değerlendirmesinde kaç kazazede olduğunun tespiti de önemlidir; araç içinde görünmeyen, koltuk altına kaymış ya da fırlamış bir yolcu gözden kaçabilir. 112'yi ararken kazazede sayısının doğru bildirilmesi, gönderilecek ambulans sayısını doğrudan etkiler. Ayrıca olay yerinde birden fazla ilk yardımcı varsa görev paylaşımı yapılmalıdır: biri trafiği yönlendirip güvenliği sağlarken diğeri kazazedeyle ilgilenebilir.
Olay yeri güvenli hale getirildikten sonra sıra kazazedenin değerlendirilmesine gelir. Yaralıya bir dizinizi baş hizasına, diğerini gövde hizasına gelecek şekilde yaklaşılır ve İyi misiniz, neyiniz var? gibi sorularla sözlü uyaran verilerek bilinç kontrol edilir. Yanıt alınamıyorsa omuzdan hafifçe sarsılarak ya da ağrılı bir uyaran (örneğin omuz kaslarına hafif bası) uygulanarak tepki aranır. Bilinç yoksa vakit kaybetmeden 112 aranmalı ya da çevredeki bir kişiye aratılmalıdır.
Bilinç düzeyi değerlendirilirken kazazedenin verdiği tepki dört seviyede sınıflandırılabilir: kişinin çevresini tam olarak fark ettiği açık bilinç, yalnızca sözlü uyarana yanıt verdiği durum, yalnızca ağrılı uyarana tepki verdiği durum ve hiçbir uyarana yanıt vermediği tam bilinçsizlik hâli. Bu kademeli değerlendirme, sağlık ekibine kazazedenin durumu aktarılırken de kullanılabilecek pratik bir ölçüttür ve durumun zaman içinde kötüleşip kötüleşmediğini takip etmeyi kolaylaştırır.

Bilinci kapalı bir kazazedede sırasıyla A, B, C harfleriyle anılan üç temel işlev kontrol edilir. A harfi hava yolu açıklığını temsil eder; ağız içi yabancı cisim, kusmuk ya da protez açısından kontrol edilir ve baş hafifçe geriye, çene yukarı doğru itilerek hava yolu açılır. B harfi solunumu ifade eder; beş ila on saniye boyunca göğsün inip kalkmasına bakılır, nefes sesine kulak verilir, yanaktan hava akımı hissedilmeye çalışılır - bu yönteme bak-dinle-hisset denir. C harfi ise dolaşımı temsil eder ve genellikle boyunda şah damarından beş saniye boyunca nabız alınarak değerlendirilir.
Solunum ve dolaşım varsa ancak bilinç kapalıysa, kazazede dilin geriye kaçarak hava yolunu tıkamaması için yan yatış (koma) pozisyonuna alınır. Solunum yoksa gecikmeden temel yaşam desteğine, yani göğüs baskısına başlanır. Bu aşamadan sonra hangi yaralanma türüyle karşı karşıya olunduğuna göre (kanama, kırık, yanık gibi) özel ilk yardım uygulamalarına geçilir; bu konular ilerleyen derslerde ayrı ayrı ele alınmaktadır.
Değerlendirme sırasında yalnızca en görünür yaralanmaya odaklanmamak gerekir. Örneğin kolundaki kesikle dikkat çeken bir kazazedede, fark edilmeyen bir iç kanama ya da göğüs travması çok daha büyük bir tehlike oluşturabilir. Bu yüzden ABC değerlendirmesi tamamlanmadan, yalnızca göze çarpan yaralanmaya müdahaleye başlanmaz; öncelik daima hayati işlevlerin kontrolündedir.
ABC değerlendirmesi tamamlanıp acil bir tehlike olmadığı anlaşıldıktan sonra, mümkünse kazazede baştan ayağa hızlıca gözden geçirilir. Kafa derisinde şişlik veya kanama, yüzde asimetri, boyunda hassasiyet, göğüs kafesinde çöküntü ya da hareketle artan ağrı, karın bölgesinde sertlik, pelvis ve uzuvlarda şekil bozukluğu bu kontrolde aranan bulgulardır. Bu tarama, elleri kazazedenin üzerinde nazikçe gezdirerek ve her aşamada Ağrınız var mı? diye sorarak yapılır; kazazede müdahaleye izin veriyorsa ve bilinci açıksa bu iletişim değerli bilgi sağlar.
Kazazedenin gerekmedikçe hareket ettirilmemesidir. Özellikle trafik kazalarında omurga yaralanması riski yüksektir; baş-boyun-gövde ekseni bozulmadan yapılan bir değerlendirme, kalıcı sakatlıkların önüne geçebilir. Kazazede kendiliğinden hareket etmek isterse dahi, ciddi bir kaza sonrasında bunun engellenmesi ve sağlık ekibi gelene kadar sabit kalmasının sağlanması önerilir; adrenalin etkisiyle kişi kırık bir kemikle bile yürüyebilir, ancak bu hareket mevcut hasarı ağırlaştırabilir.